ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA
-
-
ERSAĞ RESMİ WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
-
RESMİ ERSAG WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
YAĞLIDERE



Çayın uzunluğu 65 km dir.
İlçedeki arazi, tipik Karadeniz arazi yapısı olup çok engebeli bir yapıya sahiptir.Toprak erezyonuna açıktır.
İlçe iklimi; yazları serin, kışları ılık ve yağışlı olan tipik Karadeniz iklimidir.Yağışlar, dört mevsime dağılmıştır.Yıllık yağış ortalaması 1300 m3 tür.En soğuk ay Şubat olup en düşük hava sıcaklığı -3 derecedir.En sıcak ay Ağustos olup sıcaklık ortalama 24 derecedir. Yıllık sıcaklık ortalama 14 derecedir.Ortalama nem %70 dir.
Bitki örtüsü 500m. yüksekliğe kadar fındık bahçeleri, meyve ağaçları, kestane, kızılağaç, meşe, kavak gibi ağaçlardan oluşmuştur.Taflan(karayemiş), ormangülü ve şimşir gibi makiler, orman altı bitkileri vardır.500-1500m arasındaki yüksekliklerde sakız,köknar ve sarıçamdan oluşan ormanlık bitki örtüsü vardır.1500m nin üzerinde ise yayla ve otlaklar vardır.






Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında Türk dervişlerinin büyük payı olmuştur.Bu dervişler tekke ve zâviyelerini kurdukları yerlerde;tarım, bayındırlık ve eğitim işlerine önderlik etmişlerdir.
Tekke Köyündeki zâviyenin de;Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Şehzâdeliği sırasında,annesi Gülbahar Hâtun tarafından tesis edildiği ve yönetiminin de Hacı Abdullah Halife’ye(Sarı Halife)bırakıldığı,köydeki Osmanlıca vakfiyeden ve tapu tahrir defterinden anlaşılmaktadır.
Köydeki zâviyeden günümüze;cami,zâviye,misafirhâne,değirmen ve Tuğlacık Köyündeki türbe kalmıştır.Fırın ortadan kaldırılmış,zâviye misafirhânesinin yerine ebe evi yapılmıştır.
Cami 12.90×9.00 m ebatında olup;kalın taş duvarlıdır.Bir giriş ve kare şeklinde bir harim kısmından meydana gelmektedir.Örtüsü dört omuzludur.
Zâviye,Hacı Abdullah Halife’nin dergahıdır.5.55×5.00 m ebatındaki zâviye,kalın taş duvarlı bir alt yapıya sahiptir.Kapısı doğu cephesindedir.Üç basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılır.Zâviye’de pöstekiler,âsâlar,sırlı seramikler ve kandiller gibi eşyalar bulunmaktadır.
Misafirhâne iki katlı olup;birinci katı ahır,ikinci katı ise 11.10×11.10 m boyutunda ikâmetgâhtır.Kuzeyinde bir

.jpg)
birbirinin aynı olan birer kavuk vardır.Mehmet oğlu Es-Seyyid es-Şeyh Abdullah,Ali Şeyh-Zâde Ömer Ağa’nın oğlu Ali Ağa ve es-Seyyid Mehmet Şeyh oğlu Ali Şeyh şâhideleri olduğu kitabelerinden anlaşılmaktadır.
c-1913 Yılından Kalma İki Berat:
Her iki berat da 5.Sultan Mehmet Reşat’ın Tuğrasını taşımaktadır.
Belgelerin incelenmesinden;Hacı Abdullah Halife Zâviyesi’nin 1400′ lü yılların sonundan,Cumhuriyet dönemine kadar hizmet verdiği anlaşılmaktadır.Hacı Abdullah Halife Nakşibendî Tarikatına mensuptu.
Sarı Halife ile ilgili bazı olaylar nesilden nesile aktarılmış;günümüze kadar gelmiştir.Aktarılma şekli tam sağlıklı olmamakla beraber bunlardan bazıları şöyledir:
Sarı Halife köye bir değirmen inşa etmiş ve bendini yaptıktan sonra,bugünkü suyu olduğu yere âsâsını vurmuş,âsânın vurulduğu yerden çıkan su değirmeni çevirmeye başlamış.Sarı Halife’nin değirmeni; öğütmek için mısır dahi koymadan un yapmaya Halife de bunları halka dağıtmaya başlamış.Halife’nin kızı da kendisine yardım edermiş.Halife kızına,değirmenin mısır konulan teknesine bakmamasını söyler ve iyice tembih edermiş. Değirmen sürekli olarak,mısır koymadan,un yapmaya devam edermiş. Kızın;ergenlik çağına gelince mısır konmadan un nereden geliyor diye merakı artmış ve babasının tembihine rağmen tekneye bakmaya karar vermiş. Tekneye bakınca büyük bir yılanın ağzından mısır akıttığını görmüş ve korkarak geri çekilmiş.Bundan sonra un kesilmiş.Babası durumu anlamış ama yapılacak bir şey yokmuş.
Diğer bir olay ise şöyle anlatılır:Halife köyden atına biner,Trabzon’a gider,Şehzâdeye ders verip aynı gün köye dönermiş.(Köy ile Trabzon arası yaklaşık 140 km’dir.)Halife bir gün Trabzon’dan gelirken şimdiki ilçe merkezinde namaz kılmak istemiş,ancak kendisine seccadesini serecek yer vermemişler.Bunun üzerine atını dereye sürmüş ve akan suyun üzerine seccadesini sererek namazını kılmış ve sonrada köye geri dönmüş.



Bu vesika ;en büyük sultan,büyük hakan,bütün ümmetlerin yönetiminin tek yetkilisi…nice büyük burunları kıran,şahları yüzleri üzerinde süründüren…yeryüzündeki bütün mazlumların sığınağı olan Allah’ın(yeryüzündeki)gölgesi…Sultan Süleyman Han’ın ninesinin tekkesiyle ilgili olup…babası Sultan Selim Han…kendisine arz-eylediği üzere,azim olan Allah’ın sevabını isteyerek ve “o gün ki ne mal ne evlad fayda verir, ancak iyi bir yürekle Allah`a yönelmek fayda verir.” (olarak nitelenen) günde, o günün sahibi ve maliki olan O`nun elemli cezasından kaçınarak ve sadık bir niyet ile, Trabzon sancağındaki, Kürtün kazasının, Yağlıdere nahiyesine bağlı olup; yerinin belirli olmasından ötürü, sınırları ile niteliklerinin açıklanmasına gerek olmayan bir bölgede, rahmetli Hacı Halife`nin yaptırmış olduğu zaviyeyi şer`i olarak “vakf”, geçerli olarak “habs” ve gönül rızası ile sadaka edip…ve bu vakfı rızaen kabul ve burada yazılı olan şekilde iki yönden sahih ve iki yönden şer`i olarak ve yazılı rivayetler dairesinde (Osmanlı) sultanlarının vakıf kanununa göre, onun tarafından (benimsenmiş) bulunmaktadır.
Orada (gelen ve gidenlere) yemek verilecek; (herkese)…aynı derecede itibar ve riayet gösterilecektir… buna ters durumlar içine girilmeyecektir…
Sultan olsun, vezie olsun; kadı olsun, emir olsun; zaim olsun, rayib olsun; hazır olsun, gaayip olsun; reayadan olsun, timar erbabından olsun; ve bunlardan başka iyi adam olsun, kötü adam olsun; hiçbir kimsenin tağyir, tebdil, tahrif veya tatil veya bunlara benzer beğenilmeyecek herhangi bir işlemle herhangi bir şekil veya sebep altında vakfa müdahalesi caiz olmayıp, her kim fesih veya tahrif suretiyle vakfa müdahale ederse Yüce Allah, ceza gününde afv-etmez ve çeşit çeşit büyük azaplarla onu cezalandırır…
.jpg)